sıkıştık rüyaların en dibine, koşuyoruz geliyorlar,
yazmıştık şiirleri gökyüzüne, okuyoruz gülüyorlar,
gitmeden halledemezdik
sönmeden harlayamazdık.
başka yolu yok!
başlaması için bitmeli, yeniden açmak için dökülmeli
her gecenin bir sabahı, her ayıbın bir günahı
başka yolu yok!
kalemleri kırdık keskinleştik, sözler verdik arsızlaştık
balonun ucuna dizildik, iğnelendik
yazmadan okuyamazdık
bakmadan göremezdik
başka yolu yok!
2 Nisan 2020 Perşembe
❝zor❞
zor zamanlardan geçiyoruz, sayı beklediğimiz, bazen umutlanıp, bazen hüzünlendiğimiz. 7 milyarın derdi aynı, duası aynı, kayıpları aynı. imtihandan başarıyla geçmeyi umut ediyoruz. her akşam aynı saatte ellerimiz gökte, dillerde aynı harfler olmasa bile aynı hissiyatla kurulan cümleler. aynı yakarışlar...
"bugünler geçsin hele bir.." diye başlayan o kadar çok cümle duyuyorum ki... sonuna eklenen bazı tamamlayıcı kelimelere seviniyorum, bazen şaşırıyorum, beklemediğim yerden çok güzel şeyler geliyor, beklediğim yerden ise ruhsal çöküntüler duyuyorum. Gözler nasıl anlatıyor çaresizliği, nasıl aynı dünyanın dili.
Müzikler duyuyorum bazen; bir zıplasam çıkarmışım bu dünyadan gibi geliyor, sesini kıstığımda ise hayatın sesini duyunca kara perdeleri çekesim geliyor.
benim ağzımdaki "bugünler geçsin hele bir.." cümlesinin tamamlayıcısı ise.
benim ağzımdaki "bugünler geçsin hele bir.." cümlesinin tamamlayıcısı ise.
uzun bir yolculuğa çıkacağım, deniz kenarlı, güneşli, sevdiğim şarkılı, yeşillikli...
22 Mart 2020 Pazar
❝Akıllandırılıyoruz. Hem de hiç istemedikçe! Ne güzel Allah ! ❞
Zor, oldukça yıpratıcı zamanlara şahitlik ediyoruz. Dünya kendini kusuyor adeta, yaşattıklarımızı bize yaşatıyor. Bir mikrop belası var başımızda. (covid-19) Laboratuvar ortamında yapıldığı yüksek tahminler arasında. Bundan onlarca yıl sonra bu kara tarihe şahitler olarak adımız yazılacak. Bilinsin ki; paranın, değerli zannettiğimiz tüm maddelerin, markaların, evlerin, arabaların, dünyaya ait olan her şeyin önemsiz hatta çok basit olduğunu anlattı bize hayat. Evler de insanlar sosyal izolasyonda kalarak, hapsin, yiyeceklerinin tükenme korkusuyla açlığın, sevdiklerinden ayrılma korkusuyla ölümün, planını yaptığı hayatının ne kadar önemsiz olduğunu anladı....
Beraber üstesinden geleceğiz. Beraber başaracağız. Dünyaya kendimizi affettirmek zorundayız.
Her gün daha da özlüyoruz yanı başımızda duran ailemizi. Aramıza mesafeler koymak zorunda kalıyoruz aynı odada oturmamaya çalışıyoruz. Teknolojinin güzel nimetlerinden faydalanmaya başladık, konserlerine gidemediğimiz sanatçıların salonlarındayız :)
Sarılmalar ne güzelmiş oysa ki... Kol kola gezmeler ne tatlı. Karşılıklı kahve içmek ne kadar lüks.
Bu bir süreç biliyoruz.
Sabırla, dua ile, bilim ile bilime destek ile savaşıp kazanacağız.
Beraber üstesinden geleceğiz. Beraber başaracağız. Dünyaya kendimizi affettirmek zorundayız.
Her gün daha da özlüyoruz yanı başımızda duran ailemizi. Aramıza mesafeler koymak zorunda kalıyoruz aynı odada oturmamaya çalışıyoruz. Teknolojinin güzel nimetlerinden faydalanmaya başladık, konserlerine gidemediğimiz sanatçıların salonlarındayız :)
Sarılmalar ne güzelmiş oysa ki... Kol kola gezmeler ne tatlı. Karşılıklı kahve içmek ne kadar lüks.
Bu bir süreç biliyoruz.
Sabırla, dua ile, bilim ile bilime destek ile savaşıp kazanacağız.
13 Temmuz 2019 Cumartesi
❝yara bandı❞
bazı sorular var yanıtlarını iple kendime çektiğim, ürkerim biraz o ip beni boğar mı diye... doğrusu bulur mu diye. yanlışı gider mi diye. bir hayatım var mı acaba diye.
yanlış yolculuklara sürükleniyorum hava yoluyla, kara yoluyla, düş yoluyla...çantamı gasp etmişler, kalbimle birlikte. rüyalarıma tecavüz etmişler, hayallerimde jilet izleri.
yara bandını alan gelsin, iki yakası bir araya gelmeyen şu ömrümü bantlasın...
yanlış yolculuklara sürükleniyorum hava yoluyla, kara yoluyla, düş yoluyla...çantamı gasp etmişler, kalbimle birlikte. rüyalarıma tecavüz etmişler, hayallerimde jilet izleri.
yara bandını alan gelsin, iki yakası bir araya gelmeyen şu ömrümü bantlasın...
9 Temmuz 2019 Salı
❝öğrenmeli tekrar❞
solmuş çiçeklerde resmedilen bir hayatı görünce gözlerim doluyor onların boynunu bükmesine. içime taşlar oturuyor gözyaşlarımın akıntısına kapılıp da gidemiyorlar. daha çok ağlıyorum...
kabullenişlerimiz oluyor, hayatla inatlaşmayıp ona mağlup oluşlarımız. bir türkü söyleyemiyoruz bazen boğazımızdaki düğümlerden, aklımızdaki korkunç düğünlerden dolayı.çığlıklarımız kaplıyor odamızın dört duvarını ve sıvalar dökülüyor içimize içimize. güneş doğsun diyoruz o yakıyor. yağmur yağsın diyoruz o da sürüklüyor. kitaplara dalmak, uzun cümlelerinde binlerce adım atmak temiz havasında şarkılar söylemek, güzel manzarasında uyuyakalmak öğle vakti, güzel bir sevda ile kahve içmek daha cazip geliyor.
akşam üstleri fesleğen kokusunda, beyaz bir masa örtüsünde bir yudum çay içmek var şimdi, o esintide. o huzuru, o gün batımını, o şarkıyı, o seni, o maviyi, o kızıllığı... bilemiyorum bir daha hissedebilir miyim ?
gel bana öğret tekrar bizi.
tekrar söyle ilk cümlelerimizi
karanlığın beyaz bir noktası olmalı elbet
besteleyip kuşlara öğretelim içimizdeki sevgiyi...
kabullenişlerimiz oluyor, hayatla inatlaşmayıp ona mağlup oluşlarımız. bir türkü söyleyemiyoruz bazen boğazımızdaki düğümlerden, aklımızdaki korkunç düğünlerden dolayı.çığlıklarımız kaplıyor odamızın dört duvarını ve sıvalar dökülüyor içimize içimize. güneş doğsun diyoruz o yakıyor. yağmur yağsın diyoruz o da sürüklüyor. kitaplara dalmak, uzun cümlelerinde binlerce adım atmak temiz havasında şarkılar söylemek, güzel manzarasında uyuyakalmak öğle vakti, güzel bir sevda ile kahve içmek daha cazip geliyor.
akşam üstleri fesleğen kokusunda, beyaz bir masa örtüsünde bir yudum çay içmek var şimdi, o esintide. o huzuru, o gün batımını, o şarkıyı, o seni, o maviyi, o kızıllığı... bilemiyorum bir daha hissedebilir miyim ?
gel bana öğret tekrar bizi.
tekrar söyle ilk cümlelerimizi
karanlığın beyaz bir noktası olmalı elbet
besteleyip kuşlara öğretelim içimizdeki sevgiyi...
2 Temmuz 2019 Salı
❝yolculuk❞
hayata tüm pencerelerin perdelerinin ardından bakarak, güneşi gözümüzün önüne alarak yeşillikler içinde rüzgarın peşinde, rüyaların gölgesinde yazarak devam etmeli. denizlerin dalgalarında resimler yapmalı, dağların kaburgalarına sığınmalı yarın ne olacak hiç düşünmeden. şiirlerin kederlerini kendilerini asmalarına izin vermeliyiz, neşeli şarkılar yatıya gelmeli içimize, ömrün kısacık olduğunu unutturmayacak insanların sesleri olmalı telefonumuzun ucunda. kimselere tahammül etmek zorunda olmamalıyız. böyle bir düş içinde, sonsuz sevdalanmalıyız. güzel sevmeli, nefreti karanlık kuyulara bırakmalıyız yaşlanmamak için. yaş aldıkça ebediyete ermenin huzuruna kavuşmalı, bir fincan kahve de fallanmalıyız. kaderimize oyun dememeli, bu dünya tiyatrosunda bir toz zerresinin bile görevinin olduğunu unutmamalıyız. boş vermeliyiz bazen, çok düşünmeliyiz bazen. yaşamın ayar düğmesine elimizle değil düşümüzle basmalıyız. bitmesine izin vermemeli saniyelerin ve dondurmalıyız tüm anları hafızamızda. fotoğraflar eskimemeli albümlerde sararmamalı yüzler. gideceğimiz uzun yolculukta bize eşlik edecek çantamızın tüm kibrini, aksiliğini, sevgisizliğini bırakmalı, onu yaradana olan aşkımızla doldurmalıyız...
30 Haziran 2019 Pazar
❝yanlış❞
her gün başka sorularla uyanıyorum ve düzenli gitmem gereken bir işim var maalesef. sorularıma yanıtları çevremdeki insanlarla bulamadım, bulabileceğimi düşünmek istiyorum fakat bu kötü yaşam tarzı onu bile bana sormadan emri vaki ile elimden alıyor.
karşı koymak ne kolay hayata ne zor. anlam karmaşası içerisinde mesai doldurmuyor muyuz ?
sohbet edebileceğim biriler var gibi, beni dinleyecek birileri var gibi, dinleyeceğim birileri var gibi, evrene dair tüm konuları araştırabileceğim birileri var gibi, miş gibi hepsi işte. net değil. net olamıyoruz. aradığımızı biliyor, arandığımızın farkındayız ama iki çatallı yol gelince gidilmemesi gerekeni tercih ediyoruz. ikisinde de yolun sonu gözüküyor, biz bir umut diğerini seçiyoruz ve buna da kader diyoruz.
kader e haksızlık etmiş olmuyor muyuz ?
sonraki adımlar hep çetrefilli, biz insanoğlu rahatı seviyoruz. garantiyi seviyoruz. gitmelerin aşığıyız ama dönüşler de elimizdeki bavulda hep eski fotoğraflar, eski mektuplar, eski şarkılar, eski arkadaşlıklar, okumayı sevdiğimiz eski kitaplar var. geleceğe dair bir şey yok. ilerledikçe geçmişe özlem duyuyoruz. belki korkudan belki yeniyi sevmediğimizden...
içimizde kalan yaralar kabuk bağlamıyor, atamıyor kendini. yeni birisi gelip güzelce kanatıyor. yudum yudum eriyoruz bu kez. tensel temastan tinsel temasa geçemiyoruz. geçsek her şey kördüğümlerinden arınacak.
farkındayız ama yanlış uzaktan çok cazip geldiği için, çok pembe durduğu için, çok serin estiği için, çok güzel koktuğu için, çok şefkatli olduğu için bizi çağırıyor biz de doğrulara aldırmadan koşarak onun kucağına atlıyoruz...
karşı koymak ne kolay hayata ne zor. anlam karmaşası içerisinde mesai doldurmuyor muyuz ?
sohbet edebileceğim biriler var gibi, beni dinleyecek birileri var gibi, dinleyeceğim birileri var gibi, evrene dair tüm konuları araştırabileceğim birileri var gibi, miş gibi hepsi işte. net değil. net olamıyoruz. aradığımızı biliyor, arandığımızın farkındayız ama iki çatallı yol gelince gidilmemesi gerekeni tercih ediyoruz. ikisinde de yolun sonu gözüküyor, biz bir umut diğerini seçiyoruz ve buna da kader diyoruz.
kader e haksızlık etmiş olmuyor muyuz ?
sonraki adımlar hep çetrefilli, biz insanoğlu rahatı seviyoruz. garantiyi seviyoruz. gitmelerin aşığıyız ama dönüşler de elimizdeki bavulda hep eski fotoğraflar, eski mektuplar, eski şarkılar, eski arkadaşlıklar, okumayı sevdiğimiz eski kitaplar var. geleceğe dair bir şey yok. ilerledikçe geçmişe özlem duyuyoruz. belki korkudan belki yeniyi sevmediğimizden...
içimizde kalan yaralar kabuk bağlamıyor, atamıyor kendini. yeni birisi gelip güzelce kanatıyor. yudum yudum eriyoruz bu kez. tensel temastan tinsel temasa geçemiyoruz. geçsek her şey kördüğümlerinden arınacak.
farkındayız ama yanlış uzaktan çok cazip geldiği için, çok pembe durduğu için, çok serin estiği için, çok güzel koktuğu için, çok şefkatli olduğu için bizi çağırıyor biz de doğrulara aldırmadan koşarak onun kucağına atlıyoruz...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)