her gün başka sorularla uyanıyorum ve düzenli gitmem gereken bir işim var maalesef. sorularıma yanıtları çevremdeki insanlarla bulamadım, bulabileceğimi düşünmek istiyorum fakat bu kötü yaşam tarzı onu bile bana sormadan emri vaki ile elimden alıyor.
karşı koymak ne kolay hayata ne zor. anlam karmaşası içerisinde mesai doldurmuyor muyuz ?
sohbet edebileceğim biriler var gibi, beni dinleyecek birileri var gibi, dinleyeceğim birileri var gibi, evrene dair tüm konuları araştırabileceğim birileri var gibi, miş gibi hepsi işte. net değil. net olamıyoruz. aradığımızı biliyor, arandığımızın farkındayız ama iki çatallı yol gelince gidilmemesi gerekeni tercih ediyoruz. ikisinde de yolun sonu gözüküyor, biz bir umut diğerini seçiyoruz ve buna da kader diyoruz.
kader e haksızlık etmiş olmuyor muyuz ?
sonraki adımlar hep çetrefilli, biz insanoğlu rahatı seviyoruz. garantiyi seviyoruz. gitmelerin aşığıyız ama dönüşler de elimizdeki bavulda hep eski fotoğraflar, eski mektuplar, eski şarkılar, eski arkadaşlıklar, okumayı sevdiğimiz eski kitaplar var. geleceğe dair bir şey yok. ilerledikçe geçmişe özlem duyuyoruz. belki korkudan belki yeniyi sevmediğimizden...
içimizde kalan yaralar kabuk bağlamıyor, atamıyor kendini. yeni birisi gelip güzelce kanatıyor. yudum yudum eriyoruz bu kez. tensel temastan tinsel temasa geçemiyoruz. geçsek her şey kördüğümlerinden arınacak.
farkındayız ama yanlış uzaktan çok cazip geldiği için, çok pembe durduğu için, çok serin estiği için, çok güzel koktuğu için, çok şefkatli olduğu için bizi çağırıyor biz de doğrulara aldırmadan koşarak onun kucağına atlıyoruz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder