10 Mayıs 2015 Pazar

❝siyah❞

bir ucunda sen acıların bir ucunda ben 
ikimizde kaç kere düştük
sokağımıza sapmış tüm düş kırıklıkları
düştüğü yeri yakan ateşlerin üzerinden atlarken
birbirimizi görememişiz...
kuşlar konmazken penceremizin kenarlarına
onlara bir avuç pirinç koymayı ihmal etmişiz.
kendimizi ettiğimiz gibi.
sardunyalar susuzluktan kururken cam önlerinde
ne kadar da onlara benzemişiz.
kendimizi bir yudum aşktan mahrum bırakmışız .

dualarımızda mıyız acaba şimdi
zira birbirimizsiz olduğumuz kesin.
göklere giden binlerce söz gibiyiz evrende
heba olmuş sanki zaman gözümüzün önünde.
siyah boya ile duvara yazdığımız baş harflerimiz
sanki yazımızı da karalara dönüştürüvermiş .
düşlerden bir fırça ile dokun adıma 
dilediğin renge boya siyah dışında.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

❝şarkılarda ki bekleyen oldum❞

içimdeki gökyüzünün en ucuna dokundun
elini çekince yağmurlar başladı gözlerimde 

kalbimdeki çukurun dibini buldun
orada hapsoldun gözümden düşünce 

ellerimin çizgilerini yol yaptın da sanki gittin geldin avucumda
dualarımdan çıkardım seni rüyalarımdan gidince 

hayallerim deniz gibiydi bir gemi gibi sense üstünde 
su almaya başlayınca ilk terk eden sen oldun.

kağıt oldum kalem oldun, yazdın durdun
tükenene kadar bekledim sabırla

yaprak oldun, ağaç oldum yazları geldin son baharları gittin
üşüttün yokluğunla, üstümü karlarla örttüm

gözümü kapadım, toprak ana kucakladı
şarkılarda ki bekleyen oldum.

1 Mayıs 2015 Cuma

❝insanlık bende kalsın❞

ben insanlardan bir anda soğumanın ne demek olduğunu yine onlardan öğrendim.
hatalardan ders çıkarmayı değil, içim soğusun diye intikam almayı,
iyi olmanın her zaman kar etmediği yalan, dolan, oyun dolu saçma dünyayı önemsememeyi,
dost kavramının aslında olmadığını,
fırsatını bulduğu zaman hemen satıldığımı,
yüzüme ne kadar gülünse bir o kadar kuyumun kazıldığını,
benliğimi kocaman bir kazana koyup akıllarına geldiğim zaman ateşe odun verdiklerini,
dişlerimi, ellerimi, kalbimi sıkarak ağlamamayı, mecburen güçlü olmayı,
yalan konuşmayı, bazen kanatmayı, çoğu zaman kaçmayı,
ellerimi göğe açtığım zaman, kendimle baş başa kaldığım zaman yalnızlığımı,
tercihim değilken, iğne atsan yere düşmeyecek yerlerde yalnız olmayı,
aklımın, ruhumun kötü olmaya her daim hazır olmasını,
insan olmanın bunu gerektirdiğini yine insanlardan öğrendim.
teşekkür de etmezdim ama...
teşekkürler!
insanlık bende kalsın!