13 Temmuz 2019 Cumartesi

❝yara bandı❞

bazı sorular var yanıtlarını iple kendime çektiğim, ürkerim biraz o ip beni boğar mı diye... doğrusu bulur mu diye. yanlışı gider mi diye. bir hayatım var mı acaba diye.
yanlış yolculuklara sürükleniyorum hava yoluyla, kara yoluyla, düş yoluyla...çantamı gasp etmişler, kalbimle birlikte. rüyalarıma tecavüz etmişler, hayallerimde jilet izleri.
yara bandını alan gelsin, iki yakası bir araya gelmeyen şu ömrümü bantlasın...

9 Temmuz 2019 Salı

❝öğrenmeli tekrar❞

solmuş çiçeklerde resmedilen bir hayatı görünce gözlerim doluyor onların boynunu bükmesine. içime taşlar oturuyor gözyaşlarımın akıntısına kapılıp da gidemiyorlar. daha çok ağlıyorum...
kabullenişlerimiz oluyor, hayatla inatlaşmayıp ona mağlup oluşlarımız. bir türkü söyleyemiyoruz bazen boğazımızdaki düğümlerden, aklımızdaki korkunç düğünlerden dolayı.çığlıklarımız kaplıyor odamızın dört duvarını ve sıvalar dökülüyor içimize içimize. güneş doğsun diyoruz o yakıyor. yağmur yağsın diyoruz o da sürüklüyor. kitaplara dalmak, uzun cümlelerinde binlerce adım atmak temiz havasında şarkılar söylemek, güzel manzarasında uyuyakalmak öğle vakti, güzel bir sevda ile kahve içmek daha cazip geliyor.
akşam üstleri fesleğen kokusunda, beyaz bir masa örtüsünde bir yudum çay içmek var şimdi, o esintide. o huzuru, o gün batımını, o şarkıyı, o seni, o maviyi, o kızıllığı... bilemiyorum bir daha hissedebilir miyim ?
gel bana öğret tekrar bizi.
tekrar söyle ilk cümlelerimizi
karanlığın beyaz bir noktası olmalı elbet
besteleyip kuşlara öğretelim içimizdeki sevgiyi...

2 Temmuz 2019 Salı

❝yolculuk❞

hayata tüm pencerelerin perdelerinin ardından bakarak, güneşi gözümüzün önüne alarak yeşillikler içinde rüzgarın peşinde, rüyaların gölgesinde yazarak devam etmeli. denizlerin dalgalarında resimler yapmalı, dağların kaburgalarına sığınmalı yarın ne olacak hiç düşünmeden. şiirlerin kederlerini kendilerini asmalarına izin vermeliyiz, neşeli şarkılar yatıya gelmeli içimize, ömrün kısacık olduğunu unutturmayacak insanların sesleri olmalı telefonumuzun ucunda. kimselere tahammül etmek zorunda olmamalıyız. böyle bir düş içinde, sonsuz sevdalanmalıyız. güzel sevmeli, nefreti karanlık kuyulara bırakmalıyız yaşlanmamak için. yaş aldıkça ebediyete ermenin huzuruna kavuşmalı, bir fincan kahve de fallanmalıyız. kaderimize oyun dememeli, bu dünya tiyatrosunda bir toz zerresinin bile görevinin olduğunu unutmamalıyız. boş vermeliyiz bazen, çok düşünmeliyiz bazen. yaşamın ayar düğmesine elimizle değil düşümüzle basmalıyız. bitmesine izin vermemeli saniyelerin ve dondurmalıyız tüm anları hafızamızda. fotoğraflar eskimemeli albümlerde sararmamalı yüzler. gideceğimiz uzun yolculukta bize eşlik edecek çantamızın tüm kibrini, aksiliğini, sevgisizliğini bırakmalı, onu yaradana olan aşkımızla doldurmalıyız...