9 Haziran 2021 Çarşamba

❝Aferinin Peşinden❞

     Birkaç gündür sadece bakarak ve dinleyerek şahit olduğum, doğduğumdan beri de içinde yüzdüğüm bir huzursuzluk içinde benim odam, benim dünyam... Motoru bozulmuş, kürekleri kaybolmuş bir sandal gibi, akıntıda... Ottan sebeplerden ötürü oluyor bazen yükselen sesler, bazen bir eşyayı kendince olan düzenine uygun yere koymadığın için kötüleşiyor bakışlar...
     Bazı kızlar çok güçlü oluyor ERKEK gibi diye tabir edilen türden hani, erkekler çok güçlüymüş, çok korkusuzmuş, çok akıllıymış gibi sanki; olması gereken desteği görmüyorlar, kızlar güçlü olmak zorunda bırakılıyor. Alkış alıyor tabi öyle olunca, aferin alıyor, belki de sıcak bir sırt sıvazlaması ve bunları gördükçe mutlu oluyor. Bu kızlar diyemiyorlar ki ; "bende varım arkadaş!, benim de şu konudaki fikrim şudur!" diye, bu kızların herhangi bir konuda fikirleri hayırsa "hayır" diyemiyorlar; fikri her ne olursa olsun, karşı tarafı onayladığı sürece "varım, onların arasındayım" diye düşünüyorlar. Bir çocuğu ailesi düzgün sevmeyince kimse düzgün sevmiyor, üstün körü, yalapşap, basit değerde oluyorlar,
 işçiliği olan altın gibi bozdurunca değer kaybeden, zaten işi de düşmeyince kimse onu tercih etmiyor... Değer vererek hayatına almıyor.
Hayat nasıl bir lağım aslında onlar için bir bilseniz. Fırsat eşitsizliğini en iyi onlar biliyor, kendi fırsatlarını yaratabilenler çok şanslı addediyor kendini. Çok cümleleri oluyor söylemek için ama genelde en sona saklanıyor onların cümleleri. Tüm gelişim kitaplarını okumuş, düzeltmeye çalıştıkları bozuk kişilikler onların kamburu olmuş, tüm başarı hikayelerini pür dikkat dinlemiş, uykusuz kalarak çabaladıkları şeyler onların ellerinden alınmış oluyor genelde. Maddeden ibaret değil hayatı bunu göremiyorlar. Belli kalıba girmek istemiyorlar, girince de zaten oraya ait olmadıkları o kadar belli oluyor ki. Hiç anlamıyorlar. Bu çocuklar bir aferin peşinden koşuyorlar.

26 Mayıs 2021 Çarşamba

❝Kolay değil ki❞

 Sonra mı...

Her şey sizin istediğiniz gibi olsun, dünya sizin etrafınızda dönsün bencilliklerinizle beraber. Alkış tutsunlar kendinize dair yaptığınız her şey için, megalomanlıkta zirveyi gördüğünüz günü cumhuriyetiniz ilan edin bir de. Evet yapın lütfen. Güneş sizin için doğdu, yapraklar sizin için savruluyor. Aç bir çocuğu, üşümüş bir hayvanı, çalışamayan babayı, süt veremeyen anneyi görmeyin, geçin gidin yanlarından.

Fotoğraflar lekeleniyor büyümeyi reddedenler için... Sonra adaletsizlikleri görüyor, tadıyor, tattırıyor tüm ruhlar. Bakışlar değişiyor... İyiyi yitirebiliyor bazen insan. Fotoğrafçı ne kadar rötuş atsa da kapatamıyor, Kaz ayaklarını oluşturan hayat ikaz ayaklarına yatıyor. Yoruyor. Yoğuruyor. Acı katıyor, tatlı katıyor, ortaya karışık bir can, yalnız, sürekli sabah doğup gece ölen. Kolay değil insan kalmak, insan olmak, insan ölmek.