17 Temmuz 2017 Pazartesi

❝AYrılık❞

Altmış birinci dakikadır ayrılık, biran önce gelmesini istediğin teneffüs gibi...
Yirmi beşinci saattir ayrılık, güneşin doğmasını hızlandıran...
Sekizinci gündür ayrılık, mesela üçüncü hafta sonu tatil günü olan...
Onüçücü aydır, yaşını bir ay dahi olsa ileri atan...
Beşinci mevsimdir ayrılık, önce ortalığı yakıp kavuran, ardından gözyaşı yağmur sağanaklarına maruz bırakan, yalnızlıktan donduran...
Temizliktir ayrılık, tüm pisliklerden arınır insan, düşünce kirliliğinden, başkası olmuş o insanı düşünmekten arınır. En son toprağın altına girerek paklanır dünya kirinden.
Şiş gözlerle uyanmaktır bazen ayrılık, uçurumun en ucunda geriye bakmaktan tutulup, sonra temiz bir uyku çekmekten şiş gözlerle.
Kurtulmaktır ayrılık, tüm kelepçelerden. Yalan, huzursuzluk ve bir sade kahvenin veremediği keyfin prangalarından kurtulmaktır.
Okumamaktır ayrılık, gözlerinden her şeyi anladığın insanın yeni alfabesini okuyamamaktır.
Gitmek değildir ayrılık birbirini terk etmektir. Tüm şehvetiyle terk etmek hem de.
Huzur kokmalıdır yoksa;
Acıdır ayrılık, acıtır ama alışılır.

28 Mart 2017 Salı

❝benimlesin❞

bahar gibi bir şey, kuşlar şarkı söylüyorlar.
korkarım kanadımız kırılacak.
kalbimiz parçalanacak.

köprüler yıkıldı çoktan.
zamanı geri sarıp ileri aldım bile.
biletini kestim yarınların
benimlesin.


9 Aralık 2016 Cuma

❝günah değil mi?❞

günah değil mi? sevgiyi kullanıp çöpe atmak.
üç kere alnından öpmüştük onu.
yere koymamıştık,
kötü laf etmemiş, nazar bile atmamıştık.
göğün en mavi en yüksek raflarında muhafaza ederken
şimdi böylesine kaybetmek, fırlatmak...

25 Kasım 2016 Cuma

❝....❞

insan sokakta uyuyan köpeğe imrenir mi yahu?
imreniyorum işte. derdi yokmuş gibi, tokmuş gibi.

5 Ekim 2016 Çarşamba

❝olur mu ya hiç ❞

unutturan şeyler var hayatı. gözlerin karanlığa alışmış olması gibi bir şey. ışığı açınca göremezsin ya belli bir  zaman. şu an öyleyim galiba. hiçbir şey göremiyorum. kaderimin ışıklarıyla oynandı. arada açıp kapadılar... birine alışmışken, diğerine geçemedim.
alışkanlıklarından kolay vazgeçen insanlara imrendim hep. olum nasıl değiştirir insan kendini. hayır elbet değiştirir de buz gibi suya atlar gibi nasıl atlar değişimin içine. ?

19 Haziran 2016 Pazar

❝kalkamadan düştük❞

on sene evvel, on sene sonraki planlarımı sorarlardı. lisedeydik öğretmenlerimiz sorardı. hedef koyun kendinize derlerdi. hedef koyduk iyi kötü bir baltaya sap ta olduk. ama planları bozan şeyler de oldu. kayıplar oldu, taze canlar oldu. büyümek can yakıcıydı. söylemediler hiç. ister miydim koltukta otururken kısa gelen bacaklarımın yere değmesini. buz dolabının üst tarafındaki dondurmaya erişmeye çalışmaya kalkar mıydım hiç.
önce arkadaşlarımız eksildi. sonra arkadaşlarımız kayboldu, sonra komşularımız kayboldu. korkar olduk yolda selam vermeye. güvenmeye de korkar olduk. şüphe hayatımızın merkezine yerleşti aldığımız yaralar çoğaldığından." düşe kalka büyüyeceksin" cümlesi baştan kaderimize çirkin bir yön verdi belki de. çok düştük çünkü, kalkamadan yine düştük. kalkamadan yine...