26 Mayıs 2021 Çarşamba

❝Kolay değil ki❞

 Sonra mı...

Her şey sizin istediğiniz gibi olsun, dünya sizin etrafınızda dönsün bencilliklerinizle beraber. Alkış tutsunlar kendinize dair yaptığınız her şey için, megalomanlıkta zirveyi gördüğünüz günü cumhuriyetiniz ilan edin bir de. Evet yapın lütfen. Güneş sizin için doğdu, yapraklar sizin için savruluyor. Aç bir çocuğu, üşümüş bir hayvanı, çalışamayan babayı, süt veremeyen anneyi görmeyin, geçin gidin yanlarından.

Fotoğraflar lekeleniyor büyümeyi reddedenler için... Sonra adaletsizlikleri görüyor, tadıyor, tattırıyor tüm ruhlar. Bakışlar değişiyor... İyiyi yitirebiliyor bazen insan. Fotoğrafçı ne kadar rötuş atsa da kapatamıyor, Kaz ayaklarını oluşturan hayat ikaz ayaklarına yatıyor. Yoruyor. Yoğuruyor. Acı katıyor, tatlı katıyor, ortaya karışık bir can, yalnız, sürekli sabah doğup gece ölen. Kolay değil insan kalmak, insan olmak, insan ölmek.

28 Aralık 2020 Pazartesi

❝Savruluyoruz bu yüzyılda❞

 Savruluyoruz bu yüzyılda...

         Hayal ettiklerimizi yaşayamadan, düşünce uçurumlarından düşerek, kırılarak gerçekten bir yaprak gibi oradan oraya savruluyoruz. Güldüğümüz gün kârımız, hüzünlenmediğimiz günü şanslı günümüz addediyoruz. Somut başarılarla etiketliyor insanlar birbirlerini, maneviyat kitaplar arasına bazı insanlar tarafından sıkıştırılmış, özenle korunan bir anı gibi... Bazı pencereler gördüm ben bu yüzyılda, yapay çiçeklerle süslenmiş, bir iki gün sonra unutulacak şarkılarla donatılmış, düzenbaz kahkahaların içinde dolaştığı, çıkarcılıkların kol gezdiği pencerelerdi. İnsanlığın içinde can çekiştiği bedenler, o güzelim tiyatro sanatının hayatın her gün her an her alanında izlediğimiz günleriydi bu günler. 

         Ailemizin gençlik/çocukluk yıllarını yaşadıkları '80 dönemlerinde serzenişte bulunarak anlattıkları yağ kuyruklarını, tüp kuyruklarını, zor diye nitelendirdikleri seneleri, insanların birbirlerine sahip çıktıkları o güzel yıllar... Şimdi o günleri özlediklerini söylerler sık sık. "Seksenler" dizisini izlerken annemin gözleri dolar. Bir "Ah" çeker... (onu kelimelerle anlatabilmemin imkanı yok.)

        Yaprak gibi olan ademoğlunun şu yüzyılda güvenebileceği, sığınabileceği, yaslanabileceği biri ile karşılaşması seksenlerde evinde yasaklı kitapları saklamak kadar zor bir şeydi. Benim gördüğüm buydu bu zamanda. Gelecek adına yapmamız gerekenleri yapamıyoruz, yarın bize göz kırpmıyor ki yarına gidelim.

        Her şey geçtiğinde yerli yerine yerleştiğinde, huzuru bulabilir miyiz ? Yoksa başka şeyler için mi endişeleniriz acaba ? Ademoğlu bulur mu kendine yeni bir savaş?, Yeni dertler edinir mi ?, Yeniden kalp kırar mı ? 


        Toprağın bize yapmadıklarını bir bir yapıyoruz topraktan gelenlere, hiç gitmeyecek gibi yaşayanlara bir şey yazmak isterim bir de okumalarını isterim: GİDECEKSİNİZ ! 

3 Eylül 2020 Perşembe

❝MANDOLİN❞

 Zor tuttum cümleleri sana geliyorlar,

Canını sıkacaklar belli.

Hor gördüm güneşli günleri

Canımı yoracaklar belli.

Sade kahve, tuzlu sular

Bir şiir kitabı, Bir mandolin 

Neler içer, neler okur, neler söylerim 

Beni sana getirecek

Seni bana yazdıracak

Bizi bize bırakmayan alem

Gün gelecek bizi okuyacak.

10 Ağustos 2020 Pazartesi

❝Sanma❞

Gitmeyi zafer saydın, 

Gömmeyi zamana anıları 

Bitmeyi ölüm gibi..

Yeşermeyen çiçekleri bir bir kopardın attın


Uzun yollar bana gelmez

Bir cesaret gidersem


Bir şansa ihtiyacım yok, 

Böyle bir sana muhtaç değilim

Sanma zor, Sanma kor, 

Alev alev yansa, üşür yüreğim.


Uzun yollar sana gelmez

Bir cesaret gidersen 


Bir şansa ihtiyacın var 

Hayatın ahından kurtulman için

Sanma zor, sanma kor

İçin gülsen ağlar yüreğin.

6 Ağustos 2020 Perşembe

❝kalsın❞

Benim çabaladığımın minik bir kısmı kadar benim için çabalamayan kim varsa, elimi çektim üstlerinden; çekince yuvarlandılar ve suç bana kaldı. Kalsın her halükarda bana kalacaktı...

Yalnız bıraktık zannediyorlar, Yalnızlığı kötü bir şey zannediyorlar.. Kendinle kalmanın, kendi biriktirdiklerinle kendini doldurmanın güzelliğini bilmiyorlar. Susmanın kalitesinden haberleri yok. Söz gümüş evet sükut yakut.

Hayatın karmaşıklığında, sıkıcılığında, hep monotonluğunda, herkes gibi olmak, herkese karışmak ne kadar yıpratıcı. Yorucu... 

Uyurken bile yoruluyor artık insan, bitkin uyanıyor. 

Herkes yol alsın... Yoluna varsın.


❝sen yine git❞

Gittiğin anılardan atlıyorum bu gece
Ihlamur kokusunda hayat bulduğum sabahları yıkıyorum
Gözüme giren ışığını söndürüp karanlığa boyuyorum...
Sen yine git.
Yazdığın şarkıların sesini makasla kesiyorum
Sözler verilmişti altın değerinde
Acımadan bozdurup köpeklere veriyorum
Çünkü öyle severdin.
Sen yine git.
Kalemlere sardığım tütünlerle yazıp 
Kelimelerle oynuyorum evcilik oyununu
Tatlılar yapıp, yazın balkonda akşam serinliğinde çaylar demliyorum
Sen yine git.
Anlatacak bir şeylerim hep olacak 
Dinlemek zorunda kalmayacaksın
Sen yine git.
Sonumuz hayır değil,
Sen yine git.
İçtiğim suyun damlasında boğulurum
Sen yine git.
Gerçekler aklında durur ama durmaz saklında 
Sen yine git.

4 Mayıs 2020 Pazartesi

❝haydi❞

sabah bu fotoğrafla karşılaştım ve vuruldum. neredeyse gitmek istedim, kalmak istedim, dinlemek, sormak birden fazla fiili kilitlemek istedim. sobanın sıcağında çaya düşmek, kitapların cümlelerinde düşşel kumlarda gezinmek istedim. şarkıların naralarına eşlik etmek ya da mırıldanmak. yetmiyor ömür...