28 Aralık 2020 Pazartesi

❝Savruluyoruz bu yüzyılda❞

 Savruluyoruz bu yüzyılda...

         Hayal ettiklerimizi yaşayamadan, düşünce uçurumlarından düşerek, kırılarak gerçekten bir yaprak gibi oradan oraya savruluyoruz. Güldüğümüz gün kârımız, hüzünlenmediğimiz günü şanslı günümüz addediyoruz. Somut başarılarla etiketliyor insanlar birbirlerini, maneviyat kitaplar arasına bazı insanlar tarafından sıkıştırılmış, özenle korunan bir anı gibi... Bazı pencereler gördüm ben bu yüzyılda, yapay çiçeklerle süslenmiş, bir iki gün sonra unutulacak şarkılarla donatılmış, düzenbaz kahkahaların içinde dolaştığı, çıkarcılıkların kol gezdiği pencerelerdi. İnsanlığın içinde can çekiştiği bedenler, o güzelim tiyatro sanatının hayatın her gün her an her alanında izlediğimiz günleriydi bu günler. 

         Ailemizin gençlik/çocukluk yıllarını yaşadıkları '80 dönemlerinde serzenişte bulunarak anlattıkları yağ kuyruklarını, tüp kuyruklarını, zor diye nitelendirdikleri seneleri, insanların birbirlerine sahip çıktıkları o güzel yıllar... Şimdi o günleri özlediklerini söylerler sık sık. "Seksenler" dizisini izlerken annemin gözleri dolar. Bir "Ah" çeker... (onu kelimelerle anlatabilmemin imkanı yok.)

        Yaprak gibi olan ademoğlunun şu yüzyılda güvenebileceği, sığınabileceği, yaslanabileceği biri ile karşılaşması seksenlerde evinde yasaklı kitapları saklamak kadar zor bir şeydi. Benim gördüğüm buydu bu zamanda. Gelecek adına yapmamız gerekenleri yapamıyoruz, yarın bize göz kırpmıyor ki yarına gidelim.

        Her şey geçtiğinde yerli yerine yerleştiğinde, huzuru bulabilir miyiz ? Yoksa başka şeyler için mi endişeleniriz acaba ? Ademoğlu bulur mu kendine yeni bir savaş?, Yeni dertler edinir mi ?, Yeniden kalp kırar mı ? 


        Toprağın bize yapmadıklarını bir bir yapıyoruz topraktan gelenlere, hiç gitmeyecek gibi yaşayanlara bir şey yazmak isterim bir de okumalarını isterim: GİDECEKSİNİZ ! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder