8 Haziran 2022 Çarşamba

❝İnsan Nedir ? ❞

                                                             


İnsan Nedir ? 



Ağaçların dallarından çıkan pembe çiçeklerdir hayat marşı,
İnsanı büyüten anne sütü, hayata hazırlayan sırtındaki bıçaklardır.
Yaşamdır…
Göçmenlikten yorulan kuşlar, gitmekten hüzünlenen yazlar,
Bir masalın perisinde saklanmış neşeli şarkılardır.
Umuttur…
Gölgesinde dinlenip demlendiğimiz toprağımızda,
Yeşerdiğimiz ve yeşerttiğimiz hayallerimizdir.
Vatandır…
Kainatın kanadında uçarken bazı akşamlarda,
Mehtapta aydınlanmaktır.
Şanstır…
Bir kadeh içkide yüzdürürken güneşleri,
Kederleri bir avuç okyanusta boğmaktır.
Sarhoşluktur…
Uzattığımız sohbetlerde dillendirdiğimiz kaderimize,
Bazen kısmetsizliğimize sövmektir.
Vedadır…
Gördüğümüz görmediğimiz adalette,
Beklediğimiz sondur.
Güvendir…
Havale ettiğimiz kötülükleri sarıp sonra evrene sarılmaktır,
Omzumuza yorgunluğunu yaslamaktır.
Dostluktur…
Kurda kuşa teşekkür ettiğimizde insanlığı onlardan öğrendiğimizden,
Gözyaşlarında bulduğumuz yolumuzdur.
Rotadır…
Kokusuyla hayatı bulduğumuz sevdamızdan
Yağmurunda gözyaşlarımızda çarpışmaktır…
Topraktır…




25/02/2022/15:02


 

3 Haziran 2022 Cuma

❝Kabul❞

 









Kabul



Sen benim içinde nefes alabildiğim bir rüyasın.

Her gece bestelediğim...

Zaman kavramından kurtulup,

Yer çekiminden azat olup,

Kalbine doğru rota çizip uçarak geldiğim bir dünya...

Yazarak söylediklerimi balonlara koyup uçuruyorum yanına 

Biraz da senin içinde kuşlar uçsun diye.

Şarkıları sen mırıldan,

Neşeni savur göklere diye.

Sen benim huzurumun ihtimali

Yolculuklarımın varış terminalisin.

Ve sen sevgilim, bu dünya da "-iyilerle karşılaş" duasını aldığım en güzel kabulsün.


02/10/2021 


2 Haziran 2022 Perşembe

❝Bilmiyordum❞

                                                           


BİLMİYORDUM



Sandığımdan zor, rüyalarda gördüğümden gerçekti 

Söylemeyi beceremediğimden değil çekingenliğim
Savurgan bir rüzgara tutulmamdandı korkum
Sır gibiydi sessizliğin,
Varlığın tüm zenginliğim.
Avuç içi kadar dünyada tek ülkem
Sonsuz kainatta tekim madem
Sessiz söylenmiş bazı şarkılarda demlenip
Bilerek söylediğim yalanlar
Bilmeden ezdiğim karıncalar
Son diye içtiğim sigaralar
Gelmemek için döndüğüm tüm yollar.
Beklemede olan tüm umutlarım,
Duraklarda durmadan geçen şans otobüsleri
Kelimelerle olan tüm oyunlarım
Bitti sandığım en güzel kitaplar,
Gitti sandığım sevdiğim şarkıcılar,
Bir dolup Bir boşalan bu yeryüzü
Gözyaşlarımda sakladığım kırgınlıklarım
Biriktirip ara ara döktüğüm tüm sıkıntılarım
Bitmeyecek sandığım pişmanlıklarım
Herkesin yemeden gitmeyeceği keşkeler
Sahnemde sergilediğim hayat oyunum
Beni izlemeyi bırakmayan izleyicilerim
Şansımın sürekli yorgun olması
Yalnızlığımın umutsuzluğu
Asker düzenindeki hayallerim
Yıllarımın küfürbazlığı
Hayatımaymış…
Bilmiyordum.


1 Haziran 2022 Çarşamba

❝KÜFLÜ YALNIZLIK❞


                                                         

 


Küflü Yalnızlık


Küf kokan yalnızlıkla kucaklaştığımda anladım ben yokluğunu.
Sen bozumu mevsiminde gitmişken,

Son kozunu oynamışken,

Gitmelerle bir olup bana oynadığınız oyunların arka bahçesinden yazdım
Tüm mektuplarımı. 

*
En güzelleri sana gelmeyecek olanlardı.
En özelleri ise şarkılar yazdıklarım.
O yakamoz ateş gibi yaktığında tüm anlarımızı
Sahilde ıslak kumların üzerindeki yanık izi

Dalgaların dahi erişemediği,

Kalbimindi belli ki.

*

Sahi sen hep yanımda mıydın? 

O yalnızlık hep odamdaydı çünkü,

Hep elimi tutardı,

Şarkıları ben neden ona yazdım?
Kırgın bir radyo kanalı bulmuştum bir gece
Neşeyi asla kapısından içeri sokmayan
Sen miydin oranın da sahibi
Tek dinleyicisi kalbimdi belli ki.

*
Sahi sen beni dinler miydin ?
Sessizlik hep kulağımdaydı çünkü,
Gittiğim her yerde,
Şiirleri ben neden ona okudum?
O bilmediğim yazarlardan okuduğum şiirler,
Kavuşmayı beceremediklerinden değil,
Savaşmayla barışamadıklarındandı
Sen miydin yoksa  onun da karisi?


Ayça Kömürcü/ 12/04/2022-14:37


6 Şubat 2022 Pazar

❝Belimize Bağlanmış Kuşak ❞

                                                               


Belimize bağlanmış kuşak     



      Nüfus bilimine göre sınıflandırılmış kuşakların olduğunu okuyoruz son zamanlarda ve bu kuşakların özellikleri günlük burç yorumları gibi dikkatimizi daha bir çeker oldu. 


1- 1925-1945: Sessiz Kuşak (Silent Generation) 

2- 1946-1964: Bebek Patlaması (Baby Boomer)

3- 1965-1979: X Kuşağı

4- 1980-1995: Y Kuşağı (Millennials)    

5- 1996-2020: Z Kuşağı

 

      Hangi nesilden olduğunuzu mutlaka bulmuş ve okumuş olduğunuzu düşünüyorum. 



           Ben, Sen, O, Biz, Siz, Onlar…


      Rüyaların yokuşlarında bayır aşağı bilyeleri yuvarlayan çocuklar çoktan gittiler…

El salladılar yarınlara, belki tüm güzelliklere, belki yağmurlara. Güzel oyunlar oynadılar, güzel sevdiler, güzel sevildiler. Çoğaldılar yalnızken, yalnızlıklarını çocuklaştırdılar, kendilerini alıştırdılar. Bakmadan yazdılar karalama defterlerine belki. Bakarak görememenin ihtimalinde astılar bazı anılarını. Acıdılar, acıtmadan… Kırıldılar, kırmadan.


    Y uşakları anlam ararken yaş buldular, birazını doğum yıllarına kattılar, birazını göz pınarlarına…Dünde kalırken büyüdülerde o yüzden pembe silgi kokusunu içine çekmenin huzurunu hiçbir yerde bulamadılar. Gözleri yollarda, yollar yarınlarındaydı…


    Umut; soğukların ayazında geç gelen, ama mutlaka gelen bir otobüs gibiydi onlar için. Hiç kaybetmediler ve hiç kaybetmek istemediler… Umutda karabatak gibi bir gözüktü, bir gözükmedi. Oradaydı ama hep. Kelimelerle dost olmaları, bazı isim tamlamalarını sevmemelerini göz ardı etti,  kıyak geçti. Geleceği bekleyip ondan umut ettiğini bulamamaları hayallerini içinde bulundukları kuşakla tehdit etmişti belki. Akşamları yattığında duvarda gördükleri gölgelerle oynadıkları oyunlar artık komik, eğlenceli  gelmiyordu ve daha korkunçlardı, karanlığa böyle alışmış olmaları hayallerine el konulmasındandı… Çalınan maddi olabilecek ya da olamayacak birikimlerini alacaklılar, borçlarını daha hayattan kendileri temin etmeden üstüne çullanmışlardı. Arafta kalmak eylemini destanlaştıracak bir kuşaktan bahsediyorum. Ruh mahkumlarından… İyi niyetini antidepresanlara kaptırmış ve maalesef vücut sağlığını sekiz saatte bir yutağından geçirmek üzere iç sonsuzluğuna uğurlayan hap denilen haramilere borçlu… Neresinden tutsa elinde kalmış bir çağ… Her şeyini sanal aleme kurban vermiş, ağlayan mektuplar ve hüzünlü sokak oyunları, ele avuca sığmayacak peçete koleksiyonları kalmış ellerinde. Adapte olmanın zorluğunu, yaşanan kayıpların boşluğunu, güldüklerinde bile gözlerinin nemli olmasını asla açıklayamayacak bir nesil olan  y  kuşağından bahsediyorum.  Gülerken ağlamanın nedenini hep bilen,  ama o nedeni açıklayacak sözcükleri yakalayamayan, o nedenle bazen geçtiği bir sokakta karşılaşan, bazen bir şarkıda denk gelen, bazen farklı bir şehirde, farklı bir yerde kahve içerken kokusunu alan; yani o nedeni somutlaştıramayan bir nesilden bahsediyorum. Bazı şeylerin sonuna, bazı şeylerin ilkine denk gelen bir nesilden bahsediyorum.


Denek olan.
Sona kalıp dona kalan.
Sofradan tam doymadan kalkan…


    Özgür ruhumuza gem vuramayan atmosferin, hidrosferin, litosferin, pirosferin ve bilimum galaksinin içinde debelenirken biz;  içimizdeki sonsuzlukta elimizde balonlarla koşturabileceğimiz dünyalara sahip olacağımızın farkına vardığımızda; tahtaya konuşanların değil, susanların isimlerini yazacağımız gün; elimizdeki gücün, düşümüzdeki gündüzün aydınlığında körler oluşturacağız. Cehaletin, altında yanan  ateşi  harlayacağız.


    Sahte olandan duyduğumuz rahatsızlığımızı dökeceğimiz denizler bulabilmemiz umuduyla…


28/12/20

22 Ocak 2022 Cumartesi

❝GİZLİ ÖZNE❞

 



GİZLİ ÖZNE

 


Ağzıma kadar sen doluyum bu gece, taştım taşıyorum…
Gidiyorsun.
Yıldız yağmuru var ellerinde, hoşçakal dedikçe dökülüyorlar önce gökyüzüme
Fincanıma düşüyorlar sonra birer birer,

Fal kapatıp seni bana çıkaracağım.


Yalnızlığıma kadar ses oluyorsun ve tüm kaybettiğim alışkanlıklarıma...
Alıştırıyorsun.
Şarkılar söylüyorsun nakaratı bol vedalı olanlardan
Notaları tellerime düşüyorlar birer birer,
Bir şarkı yazıp bana seni söyleteceğim.


Rüyalarımda koşturuyorum denizlerin üzerinde…
Batırıyorsun.
Rüzgarlar var saçlarımda, sen gittikçe dağılıyor tüm neşem saçlarımla beraber
Omuzlarımdan defterime dökülüyorlar birer birer,
Bir yaş daha alıp seni bir anıma daha katacağım.


Korkuyorum açtıkça kitapları, gizli öznesindesin, zincirlere vurulmuş isim tamlamasındasın ve birçoğunda… biliyorum…
Saklıyorsun.
Kelimeler düşman gibi bakıyorlar, batırıyorlar tüm anlamlarını ellerime
Sözlüğüme yenilerini ekleyeceğim birer  birer,
İlk yazım yanlışımda seni karalayacağım.

Koşuyorsun yarınlarına, ilk sağdaki durakta  herkesten vazgeçerek
Acımıyorsun.
Kuşlar seninle yarışmıyorlar artık, küstürüyorsun cihan-ı alemi kendine
Terkediyorsun, terkediliyorsun birer birer,
Son yalnız kalışımda bile seni aramayacağım.

06/12/2021 - 17:00


9 Haziran 2021 Çarşamba

❝Aferinin Peşinden❞

     Birkaç gündür sadece bakarak ve dinleyerek şahit olduğum, doğduğumdan beri de içinde yüzdüğüm bir huzursuzluk içinde benim odam, benim dünyam... Motoru bozulmuş, kürekleri kaybolmuş bir sandal gibi, akıntıda... Ottan sebeplerden ötürü oluyor bazen yükselen sesler, bazen bir eşyayı kendince olan düzenine uygun yere koymadığın için kötüleşiyor bakışlar...
     Bazı kızlar çok güçlü oluyor ERKEK gibi diye tabir edilen türden hani, erkekler çok güçlüymüş, çok korkusuzmuş, çok akıllıymış gibi sanki; olması gereken desteği görmüyorlar, kızlar güçlü olmak zorunda bırakılıyor. Alkış alıyor tabi öyle olunca, aferin alıyor, belki de sıcak bir sırt sıvazlaması ve bunları gördükçe mutlu oluyor. Bu kızlar diyemiyorlar ki ; "bende varım arkadaş!, benim de şu konudaki fikrim şudur!" diye, bu kızların herhangi bir konuda fikirleri hayırsa "hayır" diyemiyorlar; fikri her ne olursa olsun, karşı tarafı onayladığı sürece "varım, onların arasındayım" diye düşünüyorlar. Bir çocuğu ailesi düzgün sevmeyince kimse düzgün sevmiyor, üstün körü, yalapşap, basit değerde oluyorlar,
 işçiliği olan altın gibi bozdurunca değer kaybeden, zaten işi de düşmeyince kimse onu tercih etmiyor... Değer vererek hayatına almıyor.
Hayat nasıl bir lağım aslında onlar için bir bilseniz. Fırsat eşitsizliğini en iyi onlar biliyor, kendi fırsatlarını yaratabilenler çok şanslı addediyor kendini. Çok cümleleri oluyor söylemek için ama genelde en sona saklanıyor onların cümleleri. Tüm gelişim kitaplarını okumuş, düzeltmeye çalıştıkları bozuk kişilikler onların kamburu olmuş, tüm başarı hikayelerini pür dikkat dinlemiş, uykusuz kalarak çabaladıkları şeyler onların ellerinden alınmış oluyor genelde. Maddeden ibaret değil hayatı bunu göremiyorlar. Belli kalıba girmek istemiyorlar, girince de zaten oraya ait olmadıkları o kadar belli oluyor ki. Hiç anlamıyorlar. Bu çocuklar bir aferin peşinden koşuyorlar.