giden gider gibi yapmasa da gerçekten gitse ya.
acıyı yüreğimize serpe serpe değil
birden ne olduğumuzu anlamadan hani.
bıraksak bizde ayrılık yazıları, şiirleri, şarkıları yazmayı.
insanlık, açlık, yoksulluk, dünya barışı için çabalasak.
sabahları küfür etmeden uyansak,
evdeki her şeyden arındırsak filan.
tüm fotoğrafları, deniz kıyısından topladığımız taşları,
sinema biletlerini, kitapları, çiçekleri
bir sürü şeyi işte.
git işte.
1 Ekim 2017 Pazar
17 Eylül 2017 Pazar
❝biraz biraz ❞
üşüdüm eylül ün sıcağında, hüzün mevsiminin kasveti belkide canımı parçalayan. camların ardında göremediklerime küfürler yağdırıyorum. gecenin karanlığında yazamadıklarıma, ağladıklarıma, sinir harplerime, yaşadığım boktan hayatıma makaleler düzmeme, biriktirdiğim insanların bozuk para gibi beni harcamasına, birçok şeye işte...
utanıyorum sonra, makaranın ipine takılmış biçare bir uçurtma gibi savrulmama, hala gülecek enerjim olmasına utanıyorum.
kavrulurken yaşama çabama, bitmişken ayakta sallanmama şaşırıyorum.
güzel cümlelerime, elimde kalan birkaç insana, gerçekten insan gibi olan insana, yüreğimdekine, ve yukarıdakine şükrediyorum.
utanıyorum sonra, makaranın ipine takılmış biçare bir uçurtma gibi savrulmama, hala gülecek enerjim olmasına utanıyorum.
kavrulurken yaşama çabama, bitmişken ayakta sallanmama şaşırıyorum.
güzel cümlelerime, elimde kalan birkaç insana, gerçekten insan gibi olan insana, yüreğimdekine, ve yukarıdakine şükrediyorum.
7 Eylül 2017 Perşembe
gidiyoruz ...
birbirimizden.birbirimize hiç acımadan hemde. uzaklaştıkça küçülüyoruz. küçüldükçe unutulur muyuz ? bilmiyorum. güneşin akşam batarken ki rengini kıskanıyorum. sana benzer çünkü. yakar, bakamazsın ama bakmak için de can atarsın.
görmek için saat sayarsın.
güneşsiz havalardan nefret edersin.
gidiyorsun...
bir çok şeyi yarım bırakarak. fotoğrafların renklerini alarak, kitapların en güzel cümlelerini yırtarak.
şiirlerin kafiyelerini bozarak, şarkıların nağmelerini ağlatarak. bavulların kilitlerini parçalayarak, mektupların pullarını kopararak. saatlerin akrep ve yelkovanını çalarak, gözyaşlarımı gözyaşlarından arındırarak.
gidiyorum...
seni gömmeye, hayaletini yanımda barındırmamaya, sesini kulağımdan silmeye, adını dünyadan kesmeye, bir hücrenle bile aynı şehirde bir araya gelmemeye ve bir çok şeye, yapmadığım yapamadığım bir çok şeye yemin ederek.
birbirimizden.birbirimize hiç acımadan hemde. uzaklaştıkça küçülüyoruz. küçüldükçe unutulur muyuz ? bilmiyorum. güneşin akşam batarken ki rengini kıskanıyorum. sana benzer çünkü. yakar, bakamazsın ama bakmak için de can atarsın.
görmek için saat sayarsın.
güneşsiz havalardan nefret edersin.
gidiyorsun...
bir çok şeyi yarım bırakarak. fotoğrafların renklerini alarak, kitapların en güzel cümlelerini yırtarak.
şiirlerin kafiyelerini bozarak, şarkıların nağmelerini ağlatarak. bavulların kilitlerini parçalayarak, mektupların pullarını kopararak. saatlerin akrep ve yelkovanını çalarak, gözyaşlarımı gözyaşlarından arındırarak.
gidiyorum...
seni gömmeye, hayaletini yanımda barındırmamaya, sesini kulağımdan silmeye, adını dünyadan kesmeye, bir hücrenle bile aynı şehirde bir araya gelmemeye ve bir çok şeye, yapmadığım yapamadığım bir çok şeye yemin ederek.
25 Ağustos 2017 Cuma
bi arkadaşımızı kaybettik bugün...
gözlerim doluyor fakat hüngür hüngür ağlayamıyorum. annemle babamın gençlik fotoğraflarına bakarım arada. annem her hangi bir fotoğraftaki genç birini işaret eder bak bu arkadaşımı gencecik kaybettik derdi. bende küçük olduğumdan 28 yaşında bir insanı ihtiyar olmasa da -büyük işte. diye düşünebilecek kadar büyük olduğunu düşünürdüm. şimdi anlıyorum...
her yaşımızın acemisi, her yaşımızın en genciyiz aslında. zamanı üzmeden, bizi de üzmesine izin vermeden geçen giden her şeyi geride bırakarak, geçmişte yaşamak yanlışından kurtularak, gönül aynamıza yansıyanlarla aynı karede olmak umuduyla yola devam etmeliyiz.
keşke yapabilsek. gidenler bizi bekliyor. rahat uyusunlar biz gidene kadar...
gözlerim doluyor fakat hüngür hüngür ağlayamıyorum. annemle babamın gençlik fotoğraflarına bakarım arada. annem her hangi bir fotoğraftaki genç birini işaret eder bak bu arkadaşımı gencecik kaybettik derdi. bende küçük olduğumdan 28 yaşında bir insanı ihtiyar olmasa da -büyük işte. diye düşünebilecek kadar büyük olduğunu düşünürdüm. şimdi anlıyorum...
her yaşımızın acemisi, her yaşımızın en genciyiz aslında. zamanı üzmeden, bizi de üzmesine izin vermeden geçen giden her şeyi geride bırakarak, geçmişte yaşamak yanlışından kurtularak, gönül aynamıza yansıyanlarla aynı karede olmak umuduyla yola devam etmeliyiz.
keşke yapabilsek. gidenler bizi bekliyor. rahat uyusunlar biz gidene kadar...
19 Temmuz 2017 Çarşamba
❝ gerçek❞
çocukluğumun birer birer saçlarını koparıyorlar,
kanserli duygularla yaklaşıp
tüm hücrelerimin oksijenini emiyorlar.
hayat denilen bu vahşi kavgada
duygularını aldırmış yahut onları kullanmayı sevmeyen insanlarla aynı güneşe ve aynı yıldızlara
bakıyor olmak çok incitiyor.
seni ağlatan insanları unutma.
söylediği sözleri unutursun ama hissettirdikleri hep hatırındadır.
ve onlar bir gün ilk kez olduğu gibi ikinci kez de kapına gelecekler.
o zaman 40 yıllık kahvenin sen 41.yılının hatrını çoktan ona verdiğini söyleyip
tüm hislerinin intikamını alacaksın.
kendine bir mektup yaz.
her gün...
posta kutuna at, bir gün olunca okuyup bazen güleceksin, bazen gözlerin dolacak.
tanıdığın tüm insanlar bir gün ölecek.
bu hayatta en büyük gerçektir, atomu parçalayan adamın zekası falan değil.
kanserli duygularla yaklaşıp
tüm hücrelerimin oksijenini emiyorlar.
hayat denilen bu vahşi kavgada
duygularını aldırmış yahut onları kullanmayı sevmeyen insanlarla aynı güneşe ve aynı yıldızlara
bakıyor olmak çok incitiyor.
seni ağlatan insanları unutma.
söylediği sözleri unutursun ama hissettirdikleri hep hatırındadır.
ve onlar bir gün ilk kez olduğu gibi ikinci kez de kapına gelecekler.
o zaman 40 yıllık kahvenin sen 41.yılının hatrını çoktan ona verdiğini söyleyip
tüm hislerinin intikamını alacaksın.
kendine bir mektup yaz.
her gün...
posta kutuna at, bir gün olunca okuyup bazen güleceksin, bazen gözlerin dolacak.
tanıdığın tüm insanlar bir gün ölecek.
bu hayatta en büyük gerçektir, atomu parçalayan adamın zekası falan değil.
17 Temmuz 2017 Pazartesi
❝AYrılık❞
Altmış birinci dakikadır ayrılık, biran önce gelmesini istediğin teneffüs gibi...
Yirmi beşinci saattir ayrılık, güneşin doğmasını hızlandıran...
Sekizinci gündür ayrılık, mesela üçüncü hafta sonu tatil günü olan...
Yirmi beşinci saattir ayrılık, güneşin doğmasını hızlandıran...
Sekizinci gündür ayrılık, mesela üçüncü hafta sonu tatil günü olan...
Onüçücü aydır, yaşını bir ay dahi olsa ileri atan...
Beşinci mevsimdir ayrılık, önce ortalığı yakıp kavuran, ardından gözyaşı yağmur sağanaklarına maruz bırakan, yalnızlıktan donduran...
Beşinci mevsimdir ayrılık, önce ortalığı yakıp kavuran, ardından gözyaşı yağmur sağanaklarına maruz bırakan, yalnızlıktan donduran...
Temizliktir ayrılık, tüm pisliklerden arınır insan, düşünce kirliliğinden, başkası olmuş o insanı düşünmekten arınır. En son toprağın altına girerek paklanır dünya kirinden.
Şiş gözlerle uyanmaktır bazen ayrılık, uçurumun en ucunda geriye bakmaktan tutulup, sonra temiz bir uyku çekmekten şiş gözlerle.
Kurtulmaktır ayrılık, tüm kelepçelerden. Yalan, huzursuzluk ve bir sade kahvenin veremediği keyfin prangalarından kurtulmaktır.
Okumamaktır ayrılık, gözlerinden her şeyi anladığın insanın yeni alfabesini okuyamamaktır.
Gitmek değildir ayrılık birbirini terk etmektir. Tüm şehvetiyle terk etmek hem de.
Huzur kokmalıdır yoksa;
Acıdır ayrılık, acıtır ama alışılır.
28 Mart 2017 Salı
❝benimlesin❞
bahar gibi bir şey, kuşlar şarkı söylüyorlar.
korkarım kanadımız kırılacak.
kalbimiz parçalanacak.
köprüler yıkıldı çoktan.
zamanı geri sarıp ileri aldım bile.
biletini kestim yarınların
benimlesin.
korkarım kanadımız kırılacak.
kalbimiz parçalanacak.
köprüler yıkıldı çoktan.
zamanı geri sarıp ileri aldım bile.
biletini kestim yarınların
benimlesin.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)