10 Mart 2018 Cumartesi

❝firar❞

BİR FİRARA KONU OLDUM SENDEN KAÇARKEN
ELLERİN PARMAKLIKLAR ARDINDA KALAN GÜNEŞ
SON ŞİİRİM SANA! OKUMAK İÇİN DAHA ERKEN
HARFLER MECZUP OLUYOR SENİ SANA ANLATIRKEN

HENÜZ YAZMADIĞIM SON ŞARKISIN SEN
HERGÜN SÖYLEDİĞİN HİÇ EZBERİNDE OLMAYAN 
TÜKENMİŞ BİR KALEMİN SON DAMLA MÜREKKEBİYİM BEN.
ANLATMADAN ÖLMEK, ANLAMADAN GİTMEK YOK. 

10032017/1146

12 Ocak 2018 Cuma

❝unuttum❞

telefon numaramı, kimlik numaramı, bazende adımı.
unuttum işte.
kötü mü?
gideceğim zamanı unuttum da ondan hep
hepsinden gideceğim zaman farklıymış
yara aldım bundan dolayı.
kaldıkça eskidi yüreğim
gördükçe bitti gözyaşlarım
anladıkça öldü tüm hücrelerim.
çantamı, defterimi, gitarımı, bazende sesimi.
unuttum işte.
kötü mü?
yazacağım zamanı, okuyacağım zamanı
çalıp söylediğim zamanı yanlış seçmişim de ondan
hepsini sen gitmeden yapmam gerekiyormuş
ellerim kanadı bundan dolayı.
darbe oldu zihnimde.
askerlerin vurdu tam onikiden kalbimi.
unuttum işte bu yüzden.
kötü mü?

3 Kasım 2017 Cuma

yalnızlığım ustalık eserim, ilk zamanlara göre hızlı geçiyor
dünün bugün olduğunu, bugünün yarın olduğunu hissettirmiyor.
bir kahve sürekli fincanımda, bir uyuşturucu olarak ta sen yer alıyorsun
hiç bitme istiyorum ya da hiç başlama.
gel nokta koy yanlışıma.


1 Ekim 2017 Pazar

❝git işte❞

giden gider gibi yapmasa da gerçekten gitse ya.
acıyı yüreğimize serpe serpe değil
birden ne olduğumuzu anlamadan hani.
bıraksak bizde ayrılık yazıları, şiirleri, şarkıları yazmayı.
insanlık, açlık, yoksulluk, dünya barışı için çabalasak.
sabahları küfür  etmeden uyansak,
evdeki her şeyden arındırsak filan.
tüm fotoğrafları, deniz kıyısından topladığımız taşları,
sinema biletlerini, kitapları, çiçekleri
bir sürü şeyi işte.
git işte.



17 Eylül 2017 Pazar

❝biraz biraz ❞

üşüdüm eylül ün sıcağında, hüzün mevsiminin kasveti belkide canımı parçalayan. camların ardında göremediklerime küfürler yağdırıyorum. gecenin karanlığında yazamadıklarıma, ağladıklarıma, sinir harplerime, yaşadığım boktan hayatıma makaleler düzmeme, biriktirdiğim insanların bozuk para gibi beni harcamasına, birçok şeye işte...
utanıyorum sonra, makaranın ipine takılmış biçare bir uçurtma gibi savrulmama, hala gülecek enerjim olmasına utanıyorum.
kavrulurken yaşama çabama, bitmişken ayakta sallanmama şaşırıyorum.
güzel cümlelerime, elimde kalan birkaç insana, gerçekten insan gibi olan insana, yüreğimdekine, ve yukarıdakine şükrediyorum.

7 Eylül 2017 Perşembe

gidiyoruz ...
birbirimizden.birbirimize hiç acımadan hemde. uzaklaştıkça küçülüyoruz. küçüldükçe unutulur muyuz ? bilmiyorum. güneşin akşam batarken ki rengini kıskanıyorum. sana benzer çünkü. yakar, bakamazsın ama bakmak için de can atarsın.
görmek için saat sayarsın.
güneşsiz havalardan nefret edersin.
gidiyorsun...
bir çok şeyi yarım bırakarak. fotoğrafların renklerini alarak, kitapların en güzel cümlelerini yırtarak.
şiirlerin kafiyelerini bozarak, şarkıların nağmelerini ağlatarak. bavulların kilitlerini parçalayarak, mektupların pullarını kopararak. saatlerin akrep ve yelkovanını çalarak, gözyaşlarımı gözyaşlarından arındırarak.
gidiyorum...
seni gömmeye, hayaletini yanımda barındırmamaya, sesini kulağımdan silmeye, adını dünyadan kesmeye, bir hücrenle bile aynı şehirde bir araya gelmemeye ve bir çok şeye, yapmadığım yapamadığım bir çok şeye yemin ederek.

25 Ağustos 2017 Cuma

bi arkadaşımızı kaybettik bugün...
gözlerim doluyor fakat hüngür hüngür ağlayamıyorum. annemle babamın gençlik fotoğraflarına bakarım arada. annem her hangi bir fotoğraftaki genç birini işaret eder bak bu arkadaşımı gencecik kaybettik derdi. bende küçük olduğumdan 28 yaşında bir insanı ihtiyar olmasa da -büyük işte. diye düşünebilecek kadar büyük olduğunu düşünürdüm. şimdi anlıyorum...
her yaşımızın acemisi, her yaşımızın en genciyiz aslında. zamanı üzmeden, bizi de üzmesine izin vermeden geçen giden her şeyi geride bırakarak, geçmişte yaşamak yanlışından kurtularak, gönül aynamıza yansıyanlarla aynı karede olmak umuduyla yola devam etmeliyiz.
keşke yapabilsek. gidenler bizi bekliyor. rahat uyusunlar biz gidene kadar...