telefon numaramı, kimlik numaramı, bazende adımı.
unuttum işte.
kötü mü?
gideceğim zamanı unuttum da ondan hep
hepsinden gideceğim zaman farklıymış
yara aldım bundan dolayı.
kaldıkça eskidi yüreğim
gördükçe bitti gözyaşlarım
anladıkça öldü tüm hücrelerim.
çantamı, defterimi, gitarımı, bazende sesimi.
unuttum işte.
kötü mü?
yazacağım zamanı, okuyacağım zamanı
çalıp söylediğim zamanı yanlış seçmişim de ondan
hepsini sen gitmeden yapmam gerekiyormuş
ellerim kanadı bundan dolayı.
darbe oldu zihnimde.
askerlerin vurdu tam onikiden kalbimi.
unuttum işte bu yüzden.
kötü mü?
12 Ocak 2018 Cuma
3 Kasım 2017 Cuma
1 Ekim 2017 Pazar
❝git işte❞
giden gider gibi yapmasa da gerçekten gitse ya.
acıyı yüreğimize serpe serpe değil
birden ne olduğumuzu anlamadan hani.
bıraksak bizde ayrılık yazıları, şiirleri, şarkıları yazmayı.
insanlık, açlık, yoksulluk, dünya barışı için çabalasak.
sabahları küfür etmeden uyansak,
evdeki her şeyden arındırsak filan.
tüm fotoğrafları, deniz kıyısından topladığımız taşları,
sinema biletlerini, kitapları, çiçekleri
bir sürü şeyi işte.
git işte.
acıyı yüreğimize serpe serpe değil
birden ne olduğumuzu anlamadan hani.
bıraksak bizde ayrılık yazıları, şiirleri, şarkıları yazmayı.
insanlık, açlık, yoksulluk, dünya barışı için çabalasak.
sabahları küfür etmeden uyansak,
evdeki her şeyden arındırsak filan.
tüm fotoğrafları, deniz kıyısından topladığımız taşları,
sinema biletlerini, kitapları, çiçekleri
bir sürü şeyi işte.
git işte.
17 Eylül 2017 Pazar
❝biraz biraz ❞
üşüdüm eylül ün sıcağında, hüzün mevsiminin kasveti belkide canımı parçalayan. camların ardında göremediklerime küfürler yağdırıyorum. gecenin karanlığında yazamadıklarıma, ağladıklarıma, sinir harplerime, yaşadığım boktan hayatıma makaleler düzmeme, biriktirdiğim insanların bozuk para gibi beni harcamasına, birçok şeye işte...
utanıyorum sonra, makaranın ipine takılmış biçare bir uçurtma gibi savrulmama, hala gülecek enerjim olmasına utanıyorum.
kavrulurken yaşama çabama, bitmişken ayakta sallanmama şaşırıyorum.
güzel cümlelerime, elimde kalan birkaç insana, gerçekten insan gibi olan insana, yüreğimdekine, ve yukarıdakine şükrediyorum.
utanıyorum sonra, makaranın ipine takılmış biçare bir uçurtma gibi savrulmama, hala gülecek enerjim olmasına utanıyorum.
kavrulurken yaşama çabama, bitmişken ayakta sallanmama şaşırıyorum.
güzel cümlelerime, elimde kalan birkaç insana, gerçekten insan gibi olan insana, yüreğimdekine, ve yukarıdakine şükrediyorum.
7 Eylül 2017 Perşembe
gidiyoruz ...
birbirimizden.birbirimize hiç acımadan hemde. uzaklaştıkça küçülüyoruz. küçüldükçe unutulur muyuz ? bilmiyorum. güneşin akşam batarken ki rengini kıskanıyorum. sana benzer çünkü. yakar, bakamazsın ama bakmak için de can atarsın.
görmek için saat sayarsın.
güneşsiz havalardan nefret edersin.
gidiyorsun...
bir çok şeyi yarım bırakarak. fotoğrafların renklerini alarak, kitapların en güzel cümlelerini yırtarak.
şiirlerin kafiyelerini bozarak, şarkıların nağmelerini ağlatarak. bavulların kilitlerini parçalayarak, mektupların pullarını kopararak. saatlerin akrep ve yelkovanını çalarak, gözyaşlarımı gözyaşlarından arındırarak.
gidiyorum...
seni gömmeye, hayaletini yanımda barındırmamaya, sesini kulağımdan silmeye, adını dünyadan kesmeye, bir hücrenle bile aynı şehirde bir araya gelmemeye ve bir çok şeye, yapmadığım yapamadığım bir çok şeye yemin ederek.
birbirimizden.birbirimize hiç acımadan hemde. uzaklaştıkça küçülüyoruz. küçüldükçe unutulur muyuz ? bilmiyorum. güneşin akşam batarken ki rengini kıskanıyorum. sana benzer çünkü. yakar, bakamazsın ama bakmak için de can atarsın.
görmek için saat sayarsın.
güneşsiz havalardan nefret edersin.
gidiyorsun...
bir çok şeyi yarım bırakarak. fotoğrafların renklerini alarak, kitapların en güzel cümlelerini yırtarak.
şiirlerin kafiyelerini bozarak, şarkıların nağmelerini ağlatarak. bavulların kilitlerini parçalayarak, mektupların pullarını kopararak. saatlerin akrep ve yelkovanını çalarak, gözyaşlarımı gözyaşlarından arındırarak.
gidiyorum...
seni gömmeye, hayaletini yanımda barındırmamaya, sesini kulağımdan silmeye, adını dünyadan kesmeye, bir hücrenle bile aynı şehirde bir araya gelmemeye ve bir çok şeye, yapmadığım yapamadığım bir çok şeye yemin ederek.
25 Ağustos 2017 Cuma
bi arkadaşımızı kaybettik bugün...
gözlerim doluyor fakat hüngür hüngür ağlayamıyorum. annemle babamın gençlik fotoğraflarına bakarım arada. annem her hangi bir fotoğraftaki genç birini işaret eder bak bu arkadaşımı gencecik kaybettik derdi. bende küçük olduğumdan 28 yaşında bir insanı ihtiyar olmasa da -büyük işte. diye düşünebilecek kadar büyük olduğunu düşünürdüm. şimdi anlıyorum...
her yaşımızın acemisi, her yaşımızın en genciyiz aslında. zamanı üzmeden, bizi de üzmesine izin vermeden geçen giden her şeyi geride bırakarak, geçmişte yaşamak yanlışından kurtularak, gönül aynamıza yansıyanlarla aynı karede olmak umuduyla yola devam etmeliyiz.
keşke yapabilsek. gidenler bizi bekliyor. rahat uyusunlar biz gidene kadar...
gözlerim doluyor fakat hüngür hüngür ağlayamıyorum. annemle babamın gençlik fotoğraflarına bakarım arada. annem her hangi bir fotoğraftaki genç birini işaret eder bak bu arkadaşımı gencecik kaybettik derdi. bende küçük olduğumdan 28 yaşında bir insanı ihtiyar olmasa da -büyük işte. diye düşünebilecek kadar büyük olduğunu düşünürdüm. şimdi anlıyorum...
her yaşımızın acemisi, her yaşımızın en genciyiz aslında. zamanı üzmeden, bizi de üzmesine izin vermeden geçen giden her şeyi geride bırakarak, geçmişte yaşamak yanlışından kurtularak, gönül aynamıza yansıyanlarla aynı karede olmak umuduyla yola devam etmeliyiz.
keşke yapabilsek. gidenler bizi bekliyor. rahat uyusunlar biz gidene kadar...
19 Temmuz 2017 Çarşamba
❝ gerçek❞
çocukluğumun birer birer saçlarını koparıyorlar,
kanserli duygularla yaklaşıp
tüm hücrelerimin oksijenini emiyorlar.
hayat denilen bu vahşi kavgada
duygularını aldırmış yahut onları kullanmayı sevmeyen insanlarla aynı güneşe ve aynı yıldızlara
bakıyor olmak çok incitiyor.
seni ağlatan insanları unutma.
söylediği sözleri unutursun ama hissettirdikleri hep hatırındadır.
ve onlar bir gün ilk kez olduğu gibi ikinci kez de kapına gelecekler.
o zaman 40 yıllık kahvenin sen 41.yılının hatrını çoktan ona verdiğini söyleyip
tüm hislerinin intikamını alacaksın.
kendine bir mektup yaz.
her gün...
posta kutuna at, bir gün olunca okuyup bazen güleceksin, bazen gözlerin dolacak.
tanıdığın tüm insanlar bir gün ölecek.
bu hayatta en büyük gerçektir, atomu parçalayan adamın zekası falan değil.
kanserli duygularla yaklaşıp
tüm hücrelerimin oksijenini emiyorlar.
hayat denilen bu vahşi kavgada
duygularını aldırmış yahut onları kullanmayı sevmeyen insanlarla aynı güneşe ve aynı yıldızlara
bakıyor olmak çok incitiyor.
seni ağlatan insanları unutma.
söylediği sözleri unutursun ama hissettirdikleri hep hatırındadır.
ve onlar bir gün ilk kez olduğu gibi ikinci kez de kapına gelecekler.
o zaman 40 yıllık kahvenin sen 41.yılının hatrını çoktan ona verdiğini söyleyip
tüm hislerinin intikamını alacaksın.
kendine bir mektup yaz.
her gün...
posta kutuna at, bir gün olunca okuyup bazen güleceksin, bazen gözlerin dolacak.
tanıdığın tüm insanlar bir gün ölecek.
bu hayatta en büyük gerçektir, atomu parçalayan adamın zekası falan değil.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)